23 Ocak 2012

Lokomotifçi Lukas

Lukas'ın yeni baskılarından
Çölde bir adamla karşılaşıyorlardı Lokomotifçi Lukas ve Jim. Taaaa uzakta dev gibi bir adam görüyorlardı. Yaklaştıkça boyu kısalan, yanlarına geldiğinde cüce kalan bir adam.

Michael Ende dedem tarafından yapılan, perspektife kafa göz dalan bu dev cüce adamın muhteşem tasviri sayesinde küçücük aklımın soyutlama kaslarının ilk defa çalıştığını hissetmiştim. Şu anda bile neredeyse aynen gözümün önünde, okuduğumda hayal ettiğim bu sahne.

7 yaşında falandım, Milliyet Çocuk Kitapları vardı, ufak mavi kaplı yüzlerce kitabım vardı. Bunlardan Lokomotofçi Lukas ise benim incilimdi. Karşılaştığım herkese Lukas'ı anlatıyordum. Lukas çok güçlü, çok maharetliydi mesela. Bir demir çubuğu büküp fiyonk gibi bağlayabilir, Tükürüğüne ise havada takla attırabilirdi. Düşün, sanki babamın arkadaşı, o zaman öyle seviyorum Lukas'ı.

Hepimizin vardır çocukken babamızın çok sevdiğimiz bir arkadaşı, ilgilenir bizle, oynar, piçlik falan öğretir gizlice. Büyüdüğümüzde pek ilgilenmeyiz Lukas amcayla, loser bir tiptir, hayatın sillesi falan. Başarısızdır. Niye? E herkes çalışırken sen çocuklarla oynadın, kafan paraya pula değil piçliğe çalıştı yıllarca.

Sahiden yahu Lukas amcalara neden yazık oluyor, gerçek dünya ne kadar sert, çocuk ruhlu insanlar niye korunaksız?

Hiç yorum yok: